Klima sistemine gerçekten dikkat etmeye başlamam, uzun bir yaz yolculuğunda arabanın içine dolan o küflü, ıslak bez kokusuyla oldu. Camları açtım, kokuya alıştım derken bir süre sonra klimanın soğutması da zayıfladı. Servise gidince öğrendim ki iki sorun da aslında birbiriyle bağlantılıymış: yıllardır değişmemiş bir polen filtresi, tıkanmış bir tahliye hortumu ve eksilmiş gaz. O günden sonra araç klima sistemi bakımını, motor yağı ya da lastik basıncı kadar rutin bir iş olarak görmeye başladım. Aşağıda kendi deneyimlerimden ve servis ustalarından öğrendiklerimden derlediğim, yeni başlayan biri için anlaşılır bir yol haritası bulacaksınız.
Klimanın havayı "soğutmadığını", aksine havadan ısı ve nem çektiğini anladığımda her şey daha mantıklı geldi. Sistemde kapalı bir devre içinde dolaşan bir soğutucu gaz var. Kompresör bu gazı sıkıştırıyor, kondenser (aracın ön tarafında, radyatörün hemen önünde duran ince ızgara) gazın ısısını dışarıya atıyor, ardından gaz genleşerek soğuyor ve kabin içindeki evaporatörde havadan ısıyı çekiyor. Fan da soğuyan havayı size üflüyor.
Bu döngüde iki şey kritik: gazın miktarı ve hava akışının serbestliği. Gaz eksilirse soğutma düşer; hava akışı tıkanırsa hem soğutma düşer hem de nem birikip koku yapar. Bakımın büyük kısmı da bu iki başlığın etrafında dönüyor.
Klima bakımının bir kısmı gerçekten alet ve tecrübe istiyor, ama şaşırtıcı biçimde büyük bölümü evde, otoparkta, yarım saatte yapılabilecek işler. Ben şu sırayı takip ediyorum:
Kokuyu parfümle bastırmak beni hep yanılttı, çünkü sorun evaporatörün nemli yüzeyinde çoğalan bakteri ve mantar. Piyasada iki tür ürün var: aerosol köpük tipi temizleyiciler ve bomba/sisleme tipi ürünler. Ben ikisini birlikte kullanıyorum.
Köpük tipi olanı polen filtresi yuvasından ya da tahliye hortumundan evaporatöre püskürtüyorum; köpük yüzeyi kaplayıp kirle birlikte tahliye hortumundan akıyor. Ardından motoru çalıştırıp klimayı iç hava sirkülasyonunda, fanı en yüksek kademede açarak sisleme ürününü kabine bırakıyorum ve on beş dakika kapıları kapalı bekletiyorum. Sonra tüm kapıları açıp aracı iyice havalandırıyorum. En önemli detay: bu işlemden sonra polen filtresini mutlaka yenisiyle değiştiriyorum, yoksa kirli filtre kokuyu birkaç günde geri getiriyor.
Klima kapatma alışkanlığı da çok işe yarıyor: varış noktasına yaklaşınca kompresörü kapatıp fanı bir iki dakika üflemeye devam ettirdiğimde evaporatör kuruyor ve nem birikmiyor. Bu küçük alışkanlık koku problemini yarı yarıya azalttı.
Gaz doldurma işini kendi başıma denemekten vazgeçtim. Sebebi şu: sistemde ne kadar gaz olması gerektiği araca göre gram cinsinden belirlidir ve fazla gaz, eksik gaz kadar zararlıdır; basınç yükselir, kompresör zorlanır. Serviste yapılan işlem aslında üç aşamalı: mevcut gazın makineyle geri çekilmesi, sistemin vakumlanarak nem ve havanın alınması, sonra tam ölçüyle gaz ve kompresör yağının basılması. Vakum aşaması aynı zamanda kaçak testi işlevi de görüyor.
Bir de şu noktayı öğrendim: gaz kendiliğinden "tükenmez". Kapalı bir devrede yılda çok az miktar kaçak normal sayılır, ama soğutma belirgin şekilde düştüyse bir yerde kaçak vardır. Sadece gaz doldurup kaçağı aramamak, bir sene sonra aynı masrafı ödemek anlamına geliyor. Boya tozu ya da elektronik dedektörle kaçak tespiti yapılmasını istiyorum; bu iş genel sızıntı kontrolü mant