Aracımın beni ilk kez yolda bıraktığı sabahı hiç unutmuyorum. Kontağı çevirdim, marş motoru bir "vınk" sesi çıkardı ve sonra sessizlik. Panelde ışıklar titreşiyor ama motor dönmüyordu. O gün öğrendiğim şey şuydu: akü aslında bana günler öncesinden sinyal vermişti, ben okumayı bilmiyordum. O yüzden bu yazıyı, konuya yeni başlayan birine anlatır gibi yazıyorum. Amacım, araç aküsü bakımı konusunda kaporta ustasına ihtiyaç duymadan kendi başınıza yapabileceğiniz kontrolleri göstermek.
Aküyü uzun süre "motoru çalıştıran kutu" olarak düşündüm. Doğru ama eksik. Akü, marş anında büyük bir akım verir, sonra motor çalıştığında alternatör devreye girer ve aküyü tekrar doldurur. Yani akü bir depo; alternatör ise onu dolduran pompa. Bu ilişkiyi anladığınızda çoğu arıza mantıklı hale geliyor.
Bunun pratik sonucu şu: aküniz sürekli bitiyorsa suçlu her zaman akü olmayabilir. Alternatör yeterli şarj vermiyor olabilir ya da araç kapalıyken bir tüketici akım çekiyor olabilir. Ben bir keresinde bagaj lambasının söndüğünü sanıp iki hafta boyunca akü suçladım.
Her gün üç kilometre gidip park ediyorsanız, marşta harcanan enerji tam olarak geri dolmaz. Bu şekilde aylarca giden araçların aküsü yaz ortasında bile ölür. Haftada bir kez yarım saatlik kesintisiz sürüş, akünüze düşünebileceğinizden daha fazla iyilik yapar.
Rutinim çok basit ve iki dakika sürüyor. Motor yağını kontrol ederken zaten kaput açık oluyor, o sırada aküye de bakıyorum. Motor yağı değişimi gibi işlerle aynı seansta halletmek, bakımı ayrı bir işmiş gibi görmenizi engelliyor.
Oksit temizliğinde ben kutup başlarını sökerken önce eksi (–) kutbu ayırıyorum, takarken en son eksiyi bağlıyorum. Bu sıra, anahtarın gövdeye değip kıvılcım çıkarma riskini azaltıyor. Fırçayla temizledikten sonra ince bir tabaka kutup başı gresi sürüyorum; oksitlenme belirgin şekilde yavaşlıyor.
Eski tip akülerde üstte tıpalar vardır ve içindeki elektrolit seviyesi kontrol edilebilir. Seviye plakaların üstünde olmalı, azalmışsa yalnızca saf su eklenir. Musluk suyu veya asit eklemek akünün ömrünü kısaltır. Kapalı, "bakım gerektirmeyen" akülerde bu tıpalar yoktur; orada işiniz dış temizlik ve bağlantı kontrolüyle sınırlı.
Benim yolda kaldığım o sabahtan önce üç gün boyunca marş sesi tembelleşmişti. Şimdi bu sesi tanıyorum. Aşağıdaki belirtilerden ikisini birden görürseniz, aküyü ölçtürmek için erken davranın.
Bu belirtilerin bir kısmı aslında başka sistemlere işaret ediyor olabilir. Örneğin motor zor çalışıyorsa hava filtresi tıkanıklığı ya da yakıt tarafı da devrede olabilir. Ben karar verirken şunu yapıyorum: marş sesi zayıfsa elektrik, marş normal dönüyor ama motor tutmuyorsa yakıt-hava tarafı.
Ucuz bir dijital multimetre aldığım gün akü konusunda kafam netleşti. Kontak kapalı, araç birkaç saat dinlenmişken kutup başlarına dokunup voltajı okuyorum. Kabaca yorumum şöyle:
| Ölçüm | Yorumum |
|---|---|
| 12,6 V üzeri | Dolu, sorun yok |
| 12,4 V civarı | Kısmen boşalmış, uzun bir sürüş iyi gelir |
| 12,2 V ve altı | Ciddi boşalma, şarj cihazı gerekir |
| Motor çalışırken 13,5–14,5 V | Alternatör görevini yapıyor |
| Motor çalışırken 13 V altı | Şarj sistemine bakılmalı |
Takviye kabloyla çalıştırmak geçici bir çözümdür; tekrar tekrar takviye gerekiyorsa akü ya alternatör konuşuyor demektir. Ayrıca aracı iki üç hafta kullanmayacaksam eksi kutbu ayırıyorum ya da damla şar